Merak Ettikleriniz Hakkında Bilgi Alabileceginiz Bir Blog Ve Artık Çok Daha Fazlası..


24 Şubat 2015 Salı

Neye Odaklanırsan Onda Yücelirsin

Tamamı #BU Adresten alıntı olan Makaleyi Aslında kendime not olarak paylaşıyorum , sizler de kaynağından okuyabilirsiniz.

Neye yoğunlaşırsan, onu güçlendirirsin!

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın 
İki Kurt ve yaşlı Kızılderili
İnsan neye yoğunlaşırsa, onu güçlendirir
Olumsuz düşünceler ve Hastalıklar
Küçük Ruh

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın

kişilik
Nankör dünya deriz, hepimiz biliriz bu sözün ardında yatan duyguyu. Hayal kırıklığı deriz, üzülür hüsrana uğrarız. Efendim, kurma hayal o halde, herşeyi olduğu gibi gör ve boğulma hüsrana, beklentilerin gerçekleşmedi diye.

Bu dünya kuralı şöyle işliyor: bin tane iyilik yaparsın birine, bir kere de kötülük; ama bin iyiliğin değil, bir kötülüğün bedelini alırsın. İnsan öyle bir yaratık ki, bir kötülük uğruna, bin iyiliği feda eder, tüm hatırları yakar geçer. Ben bugüne dek pek nadir hatır bilen ve bağışlayıcı geniş bir zihniyete sahip insana rastladım. Benlik dramları içinde, en ufak bir terslikde, sevdikleri insanları dahi ayaklar altına alarak, çarmığa gerer gibi cezalara tabi tutar insanların çoğu.

''Bana dokunmayan yılan bin yaşasın'' sözü bu zihniyeti güzel bir şekilde ifade eder, çünkü asıl mesele bu sözün sonrasındadır: ''...ama dokunursa mahvederim, öldürürüm'' gelir cümlenin tamamlanmışında.

Kendini, benliğini az çok aşmış kişiler, bu dramların içinde yer alsalarda, yaptıkları herşey karşısında, daha beklentisiz kalmayı başarırlar. İyilikleri beklentisiz yaparlar, kötülükleri ise kötülükten ziyade, anlaşılmayan iyiliktir aslında. Birine tokat atmak, genelde kötü bir davranıştır ama, bir an korkup da şoka giren insana tokat atmak iyilikdir. Bir davranışın arkasında yatan amaçtır, bu göreceli dünyada iyiyi kötüyü belirleyen. Sevgiyle yapılan hiçbir şey kötü değildir, ama egonun amaçlarına hizmet eden iyilik dahi, iyilik değildir. Menfaatleri beslemektir en iyi şartlarda.

Bilgeler iyi ve kötüyü ayırt etmezler, onlar her an'ın içinde tek doğru davranışı uygularlar. Bu karşıtlar dünyasının sınırlarını aşmış olanlar için karşıtlar artık yoktur. Tekliğin içinde gerçeğe hizmet ederler ve ayrım yapmazlar, yapamazlar.

Bu mükemmel tutumu günümüz insanı uygulayamasa da, en azından daha duyarlı olarak kendi nefsini dizginlemeyi öğrenerek ve uygulayarak daha az zemin verir kederlere. Kederin tarlası olan egonun toprağı çürütüldüğünde, tohumları açmaz, susuz bırakıldığında, yok olur gider. Bunu uygulamak dikkat gerektirir. Kişi kendini devamlı izlemeli ve ne yaptığının, ne düşündüğünün farkında olmalı ki, değişim rüzgarları yelkenlerine dolsun, onu bilinmeyen deryalara, gerçek güzelliklere götürsün.

Buram buram özgürlük kokan o okyanus, dünyadan ve beklentilerinden bağımsızlaşan kaptanların rotasıdır. Ve bu dünyada yaşanılası tek hayat o sulardadır. O suların haricinde yaşanan hayatlar, cehennemin kendisidir, kişi bunun farkında olsada olmasada.

Her acılı nefret dolu tepki, her hastalık, her üzüntü, her keder, her saldırı, tüm karşıtlar içinde çalkalanan düşünceler, ayrımcılık, hüsranla biten aşklar, dünyaya ve başkalarına ümit bağlamalar, yoksunluk, acizlik duygusu, kişilere karşı beslenen tutkular, para, mal, mülk, eğlence sevdası, saymakla bitmeyen daha nice şeylerin hepsi cehennemin ateşini harlatır ve kişiye ŞİMDİ ve BURADA kendi özel cehennemini yaşatır. Bunun haricinde başka bir cehennem yoktur. Allah'ı, Tanrı'yı ceza olarak cehennem yarattı diyerek açıklamak, O'nu inkar etmektir. Sevgi olan O, sevgiden gayrı birşey yaratmaz. Ceza sevginin bir ürünü değildir ve kendini dünyada hükümdar ilan etmiş olan egonun bir uydurmasıdır, korkular üzerine kurulan bu rüyanın tanrısıdır, o cezalar, günahlar ve ödüller tanrısı.

Sen her an kendi hayatının senaristi ve baş oyuncususun. Cennet ve cehennem öldükten sonra, gideceğin bir yer değildir, onlar birer seçimdir şimdi ve buradadır. Kişinin hangi tarafıyla hayatını yaşadığının sonucudur. Hayatının rejisörü egon ise, cehennemdesin, eğer Öz'ün hayatını belirliyor ve sana rehberlik ediyorsa, cennettesin. İşte bu kadar. Başka birşey yok bu dünya rüyasında. Biri seni daha derin kâbuslara gömer, diğeri ise tatlı bir uyanışa götürür. Ve bugüne kadar neyi seçtiğin önemli değil, çünkü her an yeniden seçebilirsin. (BenSiz)

sarı çizgi

İki Kurt ve yaşlı Kızılderili

İki Kurt
Yaşlı, bilge Cherokee Kızılderili, torununa ders veriyordu.

"İçimde çok şiddetli bir kavga süregidiyor. Bu kavga iki Kurt arasında cereyan ediyor. Bu kurtlardan birisi öfkeyi, ihaneti, hainliği, kıskançlığı, açgözlülüğü, kibiri, hırsı, suçluluğu, aşağılama duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.

Diğeri ise huzuru, ahlakı, umudu, özgürlüğü, sevgiyi, nezaketi, gelişmeyi, inancı, yardımseverliği, anlayışı, cömertliği, dostluğu, merhameti, hakikatçılığı ve alçakgönüllülüğü temsil ediyor. Aynı kavga sizin içinizde ve diğer insanların içinde de cereyan ediyor.

Çocuk bir müddet düşünür ve dedesine sorar:

Hangi Kurt bu kavgayı kazanır?

Yaşlı Cherokee Kızılderili hemen cevaplar:

Beslediğin Kurt kazanır.

sarı çizgi

İnsan neye yoğunlaşırsa, onu güçlendirir

İnsan neye dikkat eder, neye yoğunlaşırsa onu güçlendirir veya kendi  iradesinin hakimiyetini ona kaptırır. Kızılderili bilgenin eğitimde profilini çizdiği kurt tasvirine ayna tuttuğumuzda, toplumumuzun her alanında bu olgu karşımıza çıkar. Bir taraf kazanmak için güçlü olan şahsiyetini, karakterini beslemekte, diğer taraf ise insan olmanın olumsuz özelliklerini besleyerek, kendi zaferini aramaktadır. Bilgenin kurt tasviri ile anlattığı insanlar arasında mücadele, insanoğlu varolduğu günden itibaren süregelmektedir, ancak içinde bulunduğumuz çağ neredeyse sona erecek, yeni bir çağ başlayacaktır.

Bizler neye inanıyorsak, neyin karakter yansımasını taşıyorsak, o mânada içimizde beslediğimiz kurtlara dikkat etmeliyiz. Toplumun idealizmi adına yön tayin eden fikir sahipleri, özellikle bu konuya oldukça hassas yaklaşmalı ve bilgenin bahsettiği iki kurt modelinden iyiyi temsil edeni beslemelidir.

Kendi düşünce ve fikirlerine hizmet etme anlayışında olanlar, bu mânada her erdem insanın yapması gerektiği gibi, içinde beslemesi gereken kurt modelinin farkında olmalı ve bunun mücadelesini vermelidir.

sarı çizgi

Olumsuz düşünceler ve Hastalıklar

Olumsuz Düşünceler
Yaşamlarımızı sürdürme tarzımıza dair aldığımız kararların bazılarının sınırları belirgin değildir. Bu yalnızca çok fazla alkol almak, ya da halisünojenik ilaçlar kullanmak gibi şeyler değildir, bazen çok daha ince ve subtil bir şeydir. Bazen zihne alınan şeyler, ya da bize hizmet etmeyen ve sağlıklı yaşamlar sürmemize engel olan düşünceleri zihne doldurmaktır bu.

Gençken, bazı insanlara karşı olumsuz düşünmekle kalmamış, açıkcası bu düşünceleri beslemiştim bile. Yani bu davranışım bir tutku haline gelmiş ve bir şekilde, kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyordu.

Bunu kabul etmek zor ama bazı insanlara karşı hissettiğim kızgınlıktan ya da duyduğum hoşnutsuzluklardan haz alan bir tarafım vardı. Ve gördüm ki, bir yönümü geliştiren bu kızgınlık, diğer yönümü çok yıkıcı şeylerle besliyordu.

Bilirsiniz, kızgın insanlar, az da olsa, sürekli kalp krizi geçirirler, mide sorunlarından kurtulamazlar, ülsere yakalanırlar, olumsuz fiziksel durumlar deneyimlerler. Başka bir deyişle, sürekli neşeli olup da sürekli hasta olan insan pek yoktur. İstisnalar tabi ki var, ancak şunu söylemek lazım ki, genelde kişi ne kadar olumluysa okadar sağlıklıdır. Ve tersine, genellikle sağlıksız olan insanlar, sürekli şundan bundan, ya da ondan bundan yakınanlardır.

Kronik hastalıkları olanlar, genelde yaşamla ilgili olumsuz düşünceleri besleyen ve kendilerini olumsuz enerjilerle sarmalayanlardır. Bu olumsuz enerjilerin bazıları, kızgınlık ve dargınlıktır. Başkalarına, yaşamlarında, şimdiye kadar oynadıkları rollerden ötürü, darılan, eski günlerin acısını sanki şu anda, burada oluyormuş gibi bugüne taşıyan insanlardan bahsediyorum.

İnsan mekanizmasını, insan organizmasını, içinde yaşadığımız bu biyolojik evi "geçmiş anılardan" gelen, çözülmemiş olumsuz düşünce ve duygular kadar başka hiçbir şey yıpratamaz. Bu duygu ve düşünceler, kim yada ne olduğumuzu belirler. Geçmişte yaşanan olumsuzluklar, zihinde hala yer aldığı sürece (çözülmediği sürece) olumsuz kimliğimiz var olmaya devam eder.

Bu nedenle sağlıklı yaşamanın anahtarı bağışlamaktır. Bunu her iki açıdan da kastediyorum. Yaşam, almak için değil bağışlamak (vermek) içindir. İlahi şifayı öğrenmedikçe ve yaralarımıza bağışlayıcılığın merhemini sürmedikçe, bu yaralar (dıştaki sıyrıklar kapandıktan sonraları bile) içimizde yayılmaya devam edecektir. Ve yaşlanınca çok zorlayıcı psikolojik sorunlar yaşayacak, ama bunların neden kaynaklandığını bilemeyeceğiz.

Anladım ki, olumlu olmayan davranışların dışındaki her şey, insanı hasta edebilir. En ufak olumsuzluklar bile, tekrarlandığında, bedende hastalık ve rahatsızlığa neden olabilecek etkiler yaratabilir.

Aslında düşüncelerimde olumsuz olduğum zamanların sayısı çok şaşırtıcıydı. "Asla başaramam" ya da "bu bana asla olmaz" gibi basit yada daha büyük olumsuz düşünceler. Böylelikle bana çektirdikleri olumsuz enerjilerle sarmalanmamak için, gitgide zihnime giren düşünceleri, özellikle diğer insanlar için düşündüğüm olsumsuzlukları kontrol etmeyi öğrendim. (Neal Donald Walsch )

sarı çizgi

Küçük Ruh

Küçük Ruh
Günün birinde küçük Ruh Tanrıya gider ve ona heyecan içinde "Ben kim olduğumu biliyorum" der. Tanrı; "Peki sen kimsin?" der. Küçük Ruh "Ben Işığım" der ve Tanrı "Doğru sen Işıksın" der.

Küçük Ruh bir an düşünür ve "ben Işık olduğumu biliyorum ama Işık olmayı kendim deneyimlemek istiyorum. Kendi deneyimlerimle bilmek istiyorum." der.

Tanrı "Oh anladım, sen halihazırda olduğun şeyi deneyimlemek istiyorsun." der. Küçük Ruh "Evet istediğim budur, kendimi Işık olarak deneyimlemek istiyorum, sadece bilmek yetmiyor. Işık olmayı yaşamak istiyorum."

"Bunu anlayabiliyorum" der Tanrı, "Ancak bu zor bir iş. Çünkü yarattığım Işıktan başka bir şey yok ortada ve senin Işığın Güneşin içindeki bir Mum gibi, sen orada milyarlarca başka Mumların arasındasın ve hepiniz birlikte Güneşi oluşturuyorsunuz. Bu Mumlardan bir tanesi dahi olmazsa Güneş de olmaz. Işıkların arasında ışığını fark etmek istiyorsan bu oldukça karışık bir bilmece."

"İyi ama sen Tanrısın, bir çözüm bulursun" der küçük Ruh. "Düşündüm ve buldum" der Tanrı bir süre sonra. "Kendini Işıkların içinde bir Işık olarak fark etmen imkansız olduğuna göre, seni olmadığın bir şeyle kuşatacağız ve bunun adını karanlık koyacağız. Seni, senin tam zıttın olan bir şeyle sararak ne kadar parlak bir Işık olduğunu deneyimlemeni sağlayacağız."

Küçük Ruh "Tamam, ben karanlığa razıyım, böylece Işık olabileceğim." der. Tanrı, "Bunu senin için istedim. Seni karanlıkla kuşatacağım ama kendini karanlıkla kuşatılmış bulduğun an yumruğunu kaldırıp göklere küfretme, sadece karanlığı aydınlatan bir Işık ol ki, dokunduğun yaşamların hepsi de senin ne olduğunu bilebilsinler. İnsanların önünde parlamalısın ki, onlarda kendi Işıklarının yansımalarını görebilsinler" der.

"Bunu, sahip olduğun ilahi veçhelerin herhangi biri ile yapabilirsin. Şimdi, yaşam formu gücünde iken 'Ruh Amacı' olarak seçtiğin ve yaşamlar boyunca seçmeye devam edeceğin veçhelerimden birini dikkatlice seç, iyi ve akıllı bir seçim yap."

Küçük Ruh büyük bir heyecanla "Yani, önümdeki yaşam için Mutluluk, Neşe, Akıl, Barış, Sevgi yada başka bir şey olabilir miyim? diye sorar. "Haklısın" der, Tanrı.

"Seçtim" diye bağırır küçük Ruh, "Bağışlamayı deneyimlemek istiyorum." Tanrı "Evet, bu senin için büyük bir gün. Bağışlama olmayı seçtin ve olacaksın. Yalnız bir sorun var, ortada bağışlanacak kimse yok." "Hiç kimse yok mu?" der küçük Ruh.

"Etrafına bir bak. Senden daha az mükemmel, daha az parlak kimse görüyor musun?" Küçük Ruh döner ve evrenin dört bir yanından, olan biteni seyretmeye gelen diğer Ruhlara bakar. Tek görebildiği hepsinin de en az kendi kadar mükemmel, parlak ve büyük olduğudur.

"O zaman ben kimi bağışlayacağım? Benden daha az mükemmel bir varlık yoksa ortada, ben, mükemmelliği nasıl deneyimleyeceyim? diye sorar. Tam o sırada, bir Ruh kalabalığın önüne çıkar dostça;"Üzülme beni bağışlayabilirsin"der. Küçük Ruh; "Sen kimsin" der. Dost Ruh;" Ben kalabalığın içinden herhangi biriyim, sadece bir adım öne çıkmayı seçtim. Sana, önündeki yaşam süreci içinde bağışlanacak birisini temin edeceğim, sana öyle bir şey yapacağım ki sen de bağışlamayı deneyimleyeceksin."

"Ne, ne yapacaksın? Nasıl yapacaksın? diye sorar küçük Ruh heyecan içinde. "Neden bunu yapacaksın? Sen de en az benim olduğum gibi tam bir güzelliksin, Işığın parlak kişiliğinin simgesi olarak parıldarken neden böyle bir şey yapasın ki? Titreşimlerinin hızı sana öyle bir parlaklık kazandırıyor ki, gözlerimi kamaştırıyorsun. Bu titreşim düzeyini yavaşlatmak istemeni anlayamıyorum. Böyle korkunç bir şeyi yaparak kendini niye ağırlaştırasın ki?

"Çünkü" der dost Ruh "Bunu yapacağım, çünkü seni seviyorum. Öyle şaşırmış bakma bana... Hatırlamıyor musun sen de benim için aynısını yapmıştın. Bu kadar çabuk mu unuttun? Hatırlasana seninle her şey olduk. Yukarısına da çıktık aşağısına da indik, soluna sağına, öncesine sonrasına gittik. Her şeyin iyi ve kötü yanları olduk. Her ikimiz de bir diğerimiz için bir diğer yanı oluşturduk. Evet bir noktada haklısın, titreşimimi senin tanımladığın şekilde düşürmek hiç de kolay olmayacak, ama olsun , ben de senden bir başka yaşam süreci için benzer bir şey isterim.... yeter ki sen "Bağışlama" olabil."

"Ne istersen yaparım" der küçük Ruh "Kendimin ne olduğunu deneyimlemek için ne gerekirse yaparım. Söyle karşılığında ne istiyorsun?" Dost Ruh şöyle der; " Sana vursam da, yüzüne tükürsem de, sana olabilecek en büyük kötülüğü yapsam da, aynı anda gerçekten KİM olduğumu anımsa. Eğer beni şimdi olduğu gibi unutursan, bende KENDİMİ hatırlayamam. Daha da kötüsü, sende kim olduğunu unutursan bize bunu hatırlatacak bir ÜÇÜNCÜYE ihtiyaç duyarız.

Evet hikaye bu kadar ama buraya kadar geldiğinize göre, siz de kim olduğunuzu hatırlama yolundasınız. Siz, hangi veçheyi, ya da hangi veçheleri deneyimlemek için bu yaşamı yaşıyorsunuz? Bunun için size yardım eden Varlıkları Farkediyor musunuz ? (Neal Donald Walsch )

Çekim Yasası - 2 | Düşüncelerinizden sorumlusunuz

Tamamı #BU Adresten alıntı olan Makaleyi Aslında kendime not olarak paylaşıyorum , sizler de kaynağından okuyabilirsiniz.



Çekim yasası - benzer, benzeri çeker!

Madde olarak gördüğümüz katı cisimler tamamıyla enerjiden oluşuyor. 
Başınıza gelen ve gelecek her şeyin sebebi kendi egonuzdur
Hayatınızı değiştirebilirsiniz, düşüncelerinizden siz sorumlusunuz 
Çekim yasasını nasıl kullanacağız?
Gerçek özgürlük için değişim bir an içinde de olabilir!

Katı cisimler tamamıyla enerji

çekim yasası
Bildiğiniz gibi; bize okul hayatımız boyunca öğretilen şey; "maddenin yapı taşı atomdur" cümlesiydi. Evet bu kesinlikle doğru. Fakat bilim sınır tanımıyor ve asla elindekiyle yetinmiyor.

Madde atomlardan oluşur. Peki, atom neyden oluşuyor? Cevaplarınızı duyar gibiyim. Nötronlar, protonlar, çekirdek. Peki çekirdeğin içinde ne var? İşte bu sorunun cevabı insanları çok şaşırttı. Çekirdeğin içinde "Kuark" denen enerjiler var. Bu enerjiler ise sürekli titreşim halinde ve belirli frekanslar halinde sinyaller gönderiyor. Aslında madde olarak gördüğümüz katı cisimler tamamıyla enerjiden oluşuyor. Evet, biz aslında enerji denizinde yüzüyoruz. Evrende her şey enerjidir ve her enerji kendisine benzeyen diğer enerjileri çeker.

Çekim yasası evrenin en temel yasalarından biridir. Evrende makro düzeyde gezegenler, yıldızlar birbirini çeker, mikro düzeyde ise bir atomun yapısında atomun çekirdeği elektronlara çok hassas bir çekim gücü uygular ve çekim gücü sayesinde atom dağılmadan var olabilir. Evrenin her biriminde çekim gücü vardır ve şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, bu yasa olmasaydı evren var olmazdı.

Kuantum fizikçileri evrendeki her şey enerjiden oluştuğunu kanıtladı. Maddenin en küçük birimi enerjidir. Peki, çekim yasasının bu enerji kavramı ile ilişkisi ne? Şimdi onu açıklayalım.

İnsan beyni bir gün içinde 60.000 düşünce üretebilmektedir. Bu düşüncelerin hepsi bir frekansa sahiptir. İstediğimiz cisim, enerjiden oluşur ve bir frekans yayar; düşüncelerimiz de bir frekans yayar. Bu iki frekans mutlaka evrende birbirini çekecektir.
çekim yasası2
Çekim yasası; “benzer, benzeri çeker” şeklindeki sloganı her şeyi özetliyor. İnsan dev bir mıknatıs gibidir. Düşüncelerimiz ile evrene sürekli mesaj gönderiyoruz. Bu düşünceler belirli bir frekansta enerjiye dönüşüyor. Bu frekans gidip kendine en çok benzeyen frekans ile örtüşüyor. Böylece düşündüğümüz şey her ne ise, bize doğru yaklaşıyor. Örneğin, araba sahibi olmak istiyoruz. İstediğimiz bu arabanın yaydığı bir frekans var. Bizim düşüncelerimizin de belli bir frekansı var. İşte bu iki frekans evrende birbiri ile buluşuyor. Sorun şu ki; insanların birçoğu istemediği şeyleri düşünür! Sonra da neden bütün olumsuzlukların tekrar tekrar başlarına geldiğini merak ederler.

Başınıza gelen ve gelecek her şeyin sebebi kendi egonuzdur!

İçimize dönüp, hayatın manevi taraflarıyla ilgilenmeye başladıkça, bu konulardan konuşanlar arasında sıkça duyduğumuz bazı kelimeler ve kelime grupları olduğunu fark ederiz: Enerji, negatif ve pozitif enerji, olumlu düşünce, iyiliği çağırmak gibi.

Tam bir kişiyi düşünürken o kişiden telefon aldığınız oldu mu?, doğru zamanda doğru yerde oldunuz mu?, hayatınızda tesadüflerin yeri çok mu?,
..tekrar tekrar aynı hataları yapıyor musunuz?

Çekim Yasası istenileni de istenmeyeni de hayatımıza çeker. Bunu bilmeseniz bile şu kavramları bilirsiniz: Şans, şanssızlık, kader, tesadüf, karma, denk düştü, yürekten istedim oldu, işim rast gitti..

Çekim Yasası, enerji yasasıdır. Ve biz enerji kelimesini hayatımızda sık sık kullanırız; "Bu kişinin enerjisi iyi, enerjimiz uydu", "negatif enerji aldım" gibi.

Kendimizi mutlu, heyecanlı, başarılı hissettiğimizde, etrafa pozitif enerji yayarız. Oysa kendimizi üzgün, kızgın, yalnız, incinmiş hissettiğimizde etrafımıza negatif enerji yayarız. Gözlerimizdeki ışık söner. Bu ruh hali, uzun sürerse, hayatımızda her şeyin ters gitmesinden yakınırız.

Düşüncelerinizden kendiniz sorumlusunuz

Dünyada henüz çok az sayıda insan çekim yasası gücünün bilincinde. Bu insanlar kendi realitelerinde bir nevi cenneti yaratırken, biz onlara şaşkınlıkla bakıyoruz, onlara "şanslı" diyoruz.

Çoğumuz spiritüel öğretilere burun kıvırıyor. Ancak gerçek spiritüellik, evrenin yasalarını bilerek, bu yasalara göre uygun yaşamak ve hayatın realitesinin yaratıcısının kendimiz olduğunun idrakına varmaktır. Bu konuda uyananların sayısı her geçen gün artıyor.

Çekim yasası, düşüncenin yaratıcı gücünün kullanımıyla ilgilidir. Bu yasa, dikkatinizi neye yöneltirseniz, onu kendinize çekeceğinizi ifade eder. Bilincimizde ve bilinçaltımızda ne tür düşünceler ve inançlar var ise, bu inançlara uygun deneyimleri hayatımıza çekeriz

Unutmayın, düşüncelerimizden kendimiz sorumluyuz. Her şikayet evrene verilmiş bir emirdir. İnançlarımız, bağlandığımız düşüncelerimizdir. Dünkü düşüncelerimiz ile, bugünümüzü inşa ettik.

Çekim yasası sizin bir şeyi iyi ya da kötü algılamanızla veya olmasını isteyip istememenizle ilgilenmez! Sadece odaklanmış olduğunuz düşüncelerinize cevap verir. Eğer kendinizi kötü hissediyorsanız, “Kendimi çok kötü hissediyorum.” sinyal'i yayarsınız. Bu durumda ruh haliniz tamamen kötü bir hale bürünecektir.
Çekim Yasası
Çekim yasası: “Neyi düşünür ya da neye odaklanırsan, onu alırsın” der. Eğer bir şeyden hoşlanmıyorsan ve sürekli yakınıyorsan; yakındığını sana daha çok yaklaştırır. Yada olaylara karşı pozitif bir bakış açımız var ise; pozitif kişi, olay ya da durumları kendimize çekebiliriz. En çok hasta olanlar, hastalıktan en çok bahsedendir. Bolluktan en çok bahsedenler ise bolluk içindedir. Çekim yasası her yerde. Peki, siz şu an neyi kendinize doğru çekiyorsunuz?

Ne ekerseniz, onu biçersiniz. Düşüncelerini değiştirirsen, hayatını da değiştirirsin. Düşüncelerini değiştirirsen, bakış açını değiştirirsin. Sahip olduğun bakış açısı, yaşam kaliteni belirler.

Yaşam Enerjimizi Artırmanın Yolları

Huzurlu, keyifli, mutlu, coşkulu bir hayat yaşamak için; yaşam enerjimize sahip çıkmayı ve mükemmel kullanmayı öğrenmeliyiz.

Bazen sabah uyandığımızda, içimiz kıpır kıpırdır ve coşku doludur. Aslında bunun olmasını sağlayacak herhangi bir sebepte yoktur. Ama biz çok mutluyuzdur. Böyle günlerde işyerindeki sıkıntı, trafik, yada herhangi bir tartışma bizi yıldıramaz, sinirlendiremez, üzemez, dertlendiremez. Gün'e böyle başladığımızda, kendimizi adeta Süpermen gibi hissederiz. Güzel olaylar neşemize neşe katarken, sıkıntılı olayları optimum şekilde egale ederiz. İçimizdeki bu güç, hissettiğimiz sevinç ve duygu yoğunluğu; yaşam enerjisinin ta kendisidir. “Bugün çok enerji doluyum.” “Kendimi çok enerjik hissediyorum.” “Bugün bomba gibiyim.” Hepimiz yukarıdaki kelimeleri kullanmışsınızdır. Peki nedir bu hissettiğimiz enerji? Nereden geldi? İçimize nasıl girdi? Neden kendimizi hep böyle hissetmiyoruz?

Türkçe Ki, Çince Chi, Sanskritce'de Prana, Parapsikoloji alanında ise Psi enerjisi olarak adlandırılan bu enerji, fiziksel bedenin çok ötesinde bir enerjidir. Fizik kanunlarıyla açıklanamayan, tanımlanamayan bu enerjinin beyne bağlı bir enerji değil, bütünsel varlığımıza ait bir enerji olduğu ve yayıldığı iddia edilmektedir. Bu enerjinin fiziksel duyularımızla algılanmamasına rağmen bir duyu-üstü yeteneğimizle varlığının hissedildiği söylenir. Bu fiziksel olmayan enerji zihin tarafından yoğunlaştırılıp, yönlendirilebilir.

Etrafımızdaki insanlardan o günkü duruşlarından bu enerjiye ne kadar sahip olduklarını anlayabiliriz. Güçlü pozitif kişiler, etrafına ışık saçar, bu insanlar yaşam sevinci ile doludurlar. Böyle insanlara yakınlık duymamız, mıknatıs gibi çekilmemiz doğaldır.

Bilinçli afirmasyon (doğrulama) düşünce eğitimidir. Okullarda bize "Zihin Bilimi öğretilmiyor, ancak yaşam okulu eğitimlerimizde verdiğimiz eğitim, Zihin Bilimi eğitiminin ta kendisidir. Bu eğitimin, yarın'ın toplumunda tüm okulların müfredatında yer alacağına inanıyorum. Okullarda meslek eğitiminin yanı sıra, "Yaşam Sanatı" öğretilirse meslekler de hayat da daha doyumlu hale gelir.

Çekim Yasası'nı nasıl kullanacağız?

Çekim Yasası, üç temel yasanın bileşimidir!
1. Etki-Tepki yasası (karşılıklılık yasası)
2. Şükran yasası
3. Sevgi yasası

Bunları ve açılımlarını tek tek araştırmak için, piyasada bulabileceğiniz bir çok spirituel kitaplardan yararlanabilirsiniz. Ancak ille ki bu bilgileri elde etmeniz gerekmez, burada anlatılanları, tatbike geçirebilirseniz hayatınzda birçok şey değişebilir.

Amacım, sizi kendi realitenizi yaratmaya çağırmak, bunun için yapmanız gereken şunlar; Ne istediğinizi önce tespit ederek not alın, sonra aldığınız notları gözden geçirin. Her isteği tarif etmek için, yalnız bir kaç cümle kullanın, yani isteğinizi minimum kelimelerle somutlaştırın.

Bu konuyu öneminden dolayı biraz açmak gerekirse, şöyle bir misal verebilirim;

Bildiğiniz gibi büyük reklam şirketleri, insanların dikkatlerini bir ürüne, bir hizmete, belirli bir düşünceye yöneltmek veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacı ile, reklamlara devasa paralar harcamaktadır. En iyi reklam kurgusu, içeriliği her ne kadar karmaşık da olsa, bir slogan haline getirilebilendir. İnsanlar bu sloganı duyduğunda, hangi şeyden bahsedildiğini hemen anlar.

Evrene gönderilen istek Enerjileri de aynı bu şekilde olmalı, kısa, az ve öz.

"Ben hastalanmak istemiyorum" yerine, "sağlıklıyım", ben istiyorum" yerine, "huzurlu ve mutluyum" demeniz gerekiyor. Yani sağlık durumunuz çok iyi imiş ve bu hayatınızda vuku buluyor gibi bir inanış sergilemeniz gerekiyor. Burada Şükran yasası devreye giriyor. Zira evrende "zaman" diye bir şey yok, zaman yalnız maddiyatta mevcut, tüm varlıkta herşey, şimdi'de, an'da vukuu buluyor. Bu yüzden geçmiş ve gelecekten söz ettiğimizde, evren bunu yanlış algılamaktadır. Zaten insanlık bu konuyu kavramış olsaydı, şimdi çok daha iyi bir dünyada yaşayacaktı.

Gerçek özgürlük için değişim bir an içinde de olabilir!


Ruhani bir yaşam sürmek demek, her şeyi olduğu gibi görmek ve karışmadan izlemek demektir. Bu dünyada olmak, ama bu dünyadan olmamak demektir. Algılanan her şeyde kendini görmek demektir.

Arayış içinde olan kimse, ancak bildiğini arayabilir. Böylece kişi bulduğunda, vardığı noktada aradığını tekrar anımsar. Bu Dünyada "benzer benzeri çeker'' prensibi geçerlidir. Günümüzde "çekim gücü" prensibi, genelde ''SIR'' adı altında, daha başarılı, daha mutlu, daha zengin bir hayat için öne sürülür. Bunu ezoterik çevreler haricinde, kariyer ve kişisel yöntemleri gösterenler yapar. Bu iki prensip, ilk bakışta birbirlerine benzeselerde, aralarında önemli bir fark vardır.

''Benzer benzeri çeker'' prensibinde kişi, kendini keşfetme ve özünü açığa çıkarma çabasındayken, dış hayatında karşılaştıkları, bir ayna olarak karşısına çıkar. Kendi bulunduğu bilinç düzeyini yansıtır. Bu uyanış yolunda bulunan kişi, hayatı ve akışını manipule etmeden, her şeyi olduğu gibi kabul eder. Çünkü benliğinden oluşan her türlü istek, eksikliik duygusundan doğan bir ihtiyaçtır. Ego kaynaklı olup, onu besler. Çekim gücü yasasını uygulayan kişi, böylece arınma yolunda değil, egoya daha güzel bir maske ve yaşam şartlarını hazırlamak için yola çıkmıştır. Bu içsel tutumun, ruhani boyutla bir alakası yoktur. O, zihin gücünü kullanarak, maddesel boyutu manipule etmek ister.

Ruhani boyuta adanmış bir hayat, dünya zevklerine ve nimetlerine bakmaz, aldanmaz. Geleni kabul eder, gideni bırakır. Her şeyi hakkıyla yaşar. Güneşte ısınır, yağmurda ıslanır. Ne yargılar, ne de yargılamalara bel bağlar. Ölçmez ve tartmaz. Onun için tek hedef, şartsızlığa ulaşmak ve kendini mutlak sevgi için hazırlamaktır. Arınmanın sonuna dek kendi gitmelidir, bu yol oldukça zorlu ve çaba ister. Ancak en son adım, istemsiz olarak kişinin başına gelen bir lütuftur. Mutlak sevgi, hak etmek, ya da etmemek gibi bir şarta bakmaz. Bir katil ile bir keşiş, bu anlamda lütfun nazarında birdir. O anlamda her an, her şey olabilir ve zaman boyutu aşılarak, değişim bir an içinde olabilir.

Bil ki, dışarda karşılaştığın her şey, kendini ve bulunduğun bilinç düzeyini görebileceğin, seni sana yansıtan aynadır. Yargılarsan yargılanırsın, savaş açarsan, sana karşı savaş açılır, korkarsan, korktukların başına gelir, karşılaştığın zorluklar, kendi içinde beslediğin engellerdir vs. Kendini değiştirirsen, hayatın değişir. Sadece manipulatif bir maske olarak değil, temelde ruhani olarak, gerçek özgürlük budur! (BenSiz)

19 Şubat 2015 Perşembe

Albert Einstein Başarısının Sırrını Oğluna Açıklamış


Ünlü bilim adamı Albert Einstein oğluna yazdığı mektupta, başarısının sırrını açıkladı.
ABD'de yayımlanan 'Büyük Amerikalıların Çocuklarına Mektupları' isimli kitaptan alıntı yapan hürriyet haber den alıntıladım Einstein'ın hayat görüşünü.

"öğrenmenin sırrını açıklıyor"

ve Haber ;

#
Albert Einstein çoğu insan tarafından dahi olarak görülür. Şu ana kadar yaşamış en etkili bilim insanı olmanın yanında teorik fizikçi, filozof ve yazardı. Bilime birçok katkı sağlamış Einstein’ın başarı sırlarını merak ediyor musunuz?

Einstein, 11 yaşındaki oğlu Hans Albert’e, “Keyif alarak bir şey yapıyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsan, bu öğrenmenin en iyi yoludur” diyerek kendi formülünü açıklıyor. Einstein, ‘çalıştığı süre içerisinde zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını ve bazen yemek yemeyi unuttuğunu’ söylüyor.
Bilim insanı, piyano ve marangozluğun 11 yaşındaki Hans Albert Einstein’ın yaşı için uygun olduğunu, hatta okuldan bile iyi olduğunu ekliyor.

1. Merakınızın peşinden gidin

‘Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.’ Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız.


2. Azim paha biçilmezdir


Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.’ Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız? Posta pullarının gideceği yere varasıya kadar mektuba yapışıp kalmasından ötürü çok değerli olduğu söylenir. Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin.

3. Bugüne odaklanın


‘Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.’ İki atı aynı anda süremezsiniz. Bir şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin.


4. Hayal gücü güç verir


‘Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin önizlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.’ Hayal gücünüz geleceğinizi belirler. Einstein şöyle der: ‘Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil’. Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin.’

5. Hata yapın


‘Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.’ Hata yapmaktan korkmayın. Eğer nasıl okuyacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi bir konuma getirebilir. Başarılı olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın.

6. Anı yaşayın


‘Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.’ Geleceği ayarlamanın tek yolu olabilidiğiniz kadar şimdide olmaktır. Şu anda dünü ya da yarını değiştiremezsiniz. Önemli olan tek an şimdidir.

7. Değer oluşturun


‘Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın.’ Zamanınızı başarılı olmak için harcamayın, değerler oluşturun. Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir.

8. Farklı sonuçlar beklemeyin


‘Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek.’ Hergün aynı rutinde yaşayarak farklı görünmeyi bekleyemezsiniz. Hayatınızın değişmesini istiyorsanız kendinizi değiştirmelisiniz.

9. Bilgi deneyimden gelir


‘Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir.’ Bir konuyu tartışabilirsiniz ama bu size sadece felsefi bir anlayış kazandırır. Bir konuyu bilmek istiyorsanız onu deneyimlemelisiniz.

10. Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın


‘Oyunun kurallarını öğrenmek zorundasınız. Böylece herkesten iyi oynayabilirsiniz.’ Yapmanız gereken iki şey var. Birincisi oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek. İkincisi ise oyunu herkesten iyi oynamayı istemek. Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur!

18 Ocak 2015 Pazar

Pil-Batarya Türleri


Kaynak


Piller

Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürerek bünyesinde depolayan cihazlara PİL denir. Bu dönüşüm tek yönlü ise pil PRİMER yapıda yani tek kullanımlık veya halk arasında kullanılan tabirle şarjsız bir sistemdir. Dönüşüm her iki yönde olabiliyorsa, yani elektrik enerjisi tekrar kimyasal enerjiye çevrilebiliyorsa ve bu suretle uzun sürelerle enerji kullanımı sağlanabiliyorsa pil SEKONDER yapıda veya diğer bir tabirle şarj edilebilir özelliklere sahip bir sistemdir.

Çoğunlukla aynı kimyasal yapıya, ölçülere ve elektrik kapasitelerine sahip piller, tek tek bir araya getirilerek pil grupları oluşturulabilir ve bunlara BATARYA BLOĞU veya kısaca adlandırıldığı gibi BATARYA denilebilir. Radyo, el feneri, oyuncak, cep telefonu, vb gibi cihazlarda piller tek tek kullanılırken, matkap, tornavida, gibi kablosuz güç aletleri, kameralar, telsiz telefonlar, acil aydınlatma sistemleri vb sırasında batarya kullanılmaktadır.

Günlük yaşantımızda en sık rastlanan ve uygulama yeri bulan enerji kaynakları taşınabilir pil ve bataryalardır. Taşınabilir pilleri 3 ana gruba ayırabilmek mümkündür :
a- Şarj edilmeyen piller (Primer) : 1)Çinko 2)Alkalin 3)Lityum
b- Şarj edilebilen piller (Sekonder): 1)Nikel-kadmiyum 2)Nikel-metal hidrit 3)Lityum-Ion 4)Lityum-polimer
c- Düğme piller : 1)Gümüş-oksit 2)Çinko-hava 3)Lityum 4)Alkalin





Pil
Pilleri çeşitlerine göre 3 gruba ayırabiliriz.
Birinci grup doldurulamayan pillerdir, içerisindeki kimyasal enerjisi tükendiğinde şarj edilemeyen pillerdir, bunlara kuru tip piller denir.Küçük radyolarda, el fenerlerinde , ölçüm cihazlarında ,alarm cihazlarında..vb kuru piller kullanılmaktadır. Kullanım amacı olarak çabuk çözüm alabileceğiniz fakat tek kullanımlık pillerdir, her zaman kullanıma hazır olarak dolu beklerler, Bu pilleri tercih ederken mutlaka pilin alt tarafında veya yan taraflarında üretim veya son kullanım tarihi olup olmadığına dikkat edilmelidir.

Şarj edilmeyen piller (Primer): 1)Çinko 2)Alkalin 3)Lityum

Çinko Piller:
( 1,5volt)Çok düşük akım gerektiren cihazlar için tercih edilir, tek kullanımlık pillerdir,içerisindeki akım çok düşük değerde olduğu için uzun kullanım ömürleri olamayan pil çeşididir., TV Kumandaları, basit el fenerleri,masa ve duvar saatleri gibi cihazlara uygundur. Başlıca çeşitleri, AAA ince kalem pil , AA Kalem pil , C orta boy pil, D büyük boy pil , 9 volt pildir ve daha birkaç ara çeşitleri mevcuttur.




Alkalin piller:
( 1,5volt) Yüksek akım gerektiren cihazlar için tercih edilir fakat tek kullanımlık pillerdir esas amacı acil enerji ihtiyacınızı gidermektir, Örneğin bir digital fotoğraf makinesi için tercih edilebilir ancak sürekli fotoğraf çekmek isterseniz 1-2 günlük ihtiyacınıza cevap verebilir , sürekli kullanım için ekonomik olmayabilirler.Ancak bir kolsaati veya araç kumandası için çok uygun bir pil modelidir aylarca veya yıllarca kullanabilirsiniz. Çinko pillere göre yaklaşık 10 kata kadar daha fazla enerji depolayabilirler. Halk arasında Akmayan Pil denilmesine rağmen herhangi model Şarj edilemeyen bir pili cihaz içerisinde bekletmeyiniz tavsiye edilmez aksi halde cihaz içerisinde bekletilen her türlü şarj edilemeyen pil akmaya başlar ve hem cihazınıza zarar verir hemde ortaya çıkan kimyasallar sağlık sorunları yaratabilir.Başlıca çeşitleri, AAA ince kalem pil , AA Kalem pil , C orta boy pil, D büyük boy pil , 9 volt pildir ve daha birçok ara çeşitleri mevcuttur.




Lityum piller:
( 3volt ve 3,6volt) Günümüz teknolojisinde fazlasıyla tercih edilen bir pil çeşiti asıl kullanım amacı endüstriyel cihazlardır, sanayi makinalarının kartları, bilgisayar hafıza kartları..vb. Tek kullanımlık fakat uzun ömürlü pillerdir. Lityum Piller günümüzde düşük akım çeken cihazlardada kullanılmaya başlanmıştır elektronik teraziler, şeker ölçüm cihazları..vb. Lithium pillerin birçok modeli mevcuttur ,başlıca sanayi modelleri 1/2AA, AA, C ..vb gibi fakat günlük kullanım cihazları için en çok tercih edilen model CR serisidir CR2016, CR2025, CR2032…vb. Lithium pillerin kullanım ömürleri 3-10 yıl arasıdır.




İkinci grup şarj edilebilir pillerdir, bu pillere akümülatörde denilebilir. Kimyasal anlamda enerji depolayan ve gerektiğinde bu kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren portatif enerji kaynağıdır. Bu çeşit piller uzun kullanım ömürlerinden dolayı tercih edilir , ortalama 500-1000 sefer arasında tekrar tekrar şarj ederek kullanabilirsiniz. Günümüzde ileri teknoloji ürünlerinde bu tip piller tercih edilir çünkü hem daha yüksek kapasiteli modelleri mevcuttur hemde tekrar tekrar şarj edilip kullanıldıkları için daha ekonomik olurlar. Bu tarz pillerde genelde üretim ve son kullanım tarihleri bulunmayabilir. Raf ömürleri ortalama 3-5 yıldır kullanım ömürleri ortalama 500 ile 1000 şarj ömrüdür.

Şarj edilebilen piller (Sekonder): 1)Nikel-kadmiyum 2)Nikel-metal hidrit 3)Lityum-Ion 4)Lityum-polimer

Ni-Cd Şarjlı Piller:
(1,2volt) Eski bir teknoloji olmasına rağmen günümüz portatif cihazlarında hala tercih edilmektedir Ni-Cd pillerin en büyük özelliği içerisindeki kapasiteyi (akımı) uzun süre kaybetmeden bekletmesidir yani bir Ni-Cd pili şarj ettikten sonra 1-2 hafta bekletip tekrar kullanmak istediğinizde pilin içerisindeki akım kayba uğramaz. Ni-Cd piller Ni-Mh pillere oranla daha düşük kapasitededirler ancak bekleme anında kısa zamanda akım kaybına uğramadıkları için hala tercih edilirler.

Ni-Cd piller tek başına veya gruplanmış halde matkaplarda , ölçüm cihazlarında..vb kullanılırlar ,bu pillerin gruplanmış haline kısaca Batarya da denilir.Ni-Cd piller diğer şarjlı piller gibi normal şarj anında uzun ömürlerini korurlar ancak acil kullanımlar için hızlı şarjda edilebilir fakat hızlı şarj etmek pilin kullanım ömrünü kısaltır. Normal şarj ile kullanılan bir Ni-Cd pilin ortalama ömrü 5 yıldır bir diğer ömür ölçüsü 500-1000 şarj arasıdır..Ni-Cd pillerin bir çok modelleri vardır sanayi tiplerine PUNTA Pilleri denir bu tarz piller genellikle grup haline getirilerek kullanılır ancak bu pilleri grup haline getirmek için kesinlikle Lehim ve Havya sistemi kullanılmamalıdır , ortaya çıkan ısıdan dolayı pillerin içindeki kimyasallar etkileşime uğrar ve pilin gerçek kapasitesine ulaşmasına engel olur ömrünü kısaltır.pilleri grup haline getirmek için Puntalama sistemi tercih edilmelidir.




Puntalama Sistemi:
Gerçek anlamda bir mini puntalama cihazıdır çeşitli değerlerde Amper göndererek pillerin arasına koyulan metalleri çok hızlı bir zaman içerisinde yüksek amper göndererek pillere zarar vermeden montaj yapan cihazdır. Gönderdiği akım direk pillere gelmediği ve çok kısa zamanda pillerin üzerindeki bağlantı metallerine geldiği için pillere zarar vermeden montaj yapmış olur.. Pilleri gruplamada tercih edilen en sağlıklı yoldur..ancak yetkili kişiler tarafından yapılmalıdır aksi halde pillere gönderilecek aşırı akımdan dolayı patlama ve yangın riski vardır..

Ni-Mh Şarjlı Piller:
(1,2volt) Günümüz teknolojisinde bir çok cihaz için yüksek kapasiteli pillere ihtiyaç vardır Ni-Mh piller Ni-Cd pillere oranla çok daha fazla kapasite (akım) içerirler dolayısıyla portatif cihazların uzun kullanımları için tercih edilirler digital fotoğraf makinaları ,Walkmanler…vb ancak uzun süre bekletildikleri anda içerisinde depolanan akımda azalma oluşur bu sebebden dolayı bu tarz piller şarj edildikden hemen sonra kullanılmalı ve bekletilmemelidirler. Kulanım ömürleri Ni-Cd pillerle benzer özelliktedir. Normal şarj süresi ile doldurulduklarında ortalama 5 yıldır bir diğer ömür ölçüsü 500-1000 şarj arasıdır. Ni-Mh pillerde Ni-Cd piller gibi tek başına veya gruplanmış halde sağlık sektöründe , ölçüm cihazlarında..vb kullanılırlar ,bu pillerin gruplanmış haline kısaca Batarya da denilir.




Lityum Ion Piller :
(3,7 volt) Yeni teknoloji cihazlarında oldukça sık tercih edilirler en büyük özelliği küçük olmaları,hafif olmaları, yüksek akımlı olmaları ve yüksek voltajlı olmalarıdır.. Li-Ion piller Ni-Cd piller gibi şarj edildikten sonra bekletilebilirler ve kısa zaman içerisinde kapasite kaybına uğramazlar.

Lithium Ion pillerde hafıza problemi yoktur bu sebebden Lithium Ion pilleri şarj etmek için tamamen boşalmasını beklemeye gerek yoktur ve şarjı yarıda kesmek bu pillere zarar vermez. Genellikle tek kullanılmazlar ve grup halinde kullanılırlar cep telefonları ,çeşitli ölçüm cihazları…vb. Yanlış amaçlı kullanımlarda tehlikeli bir pil çeşididir. Lithium Ion piller içerisinde yüksek kapasite barındırdığı için dikkatlice şarj edilmeli ve korunmalıdırlar. Kesinlikle direk güneşe maruz bırakılmamalıdırlar ve içleri açılmamalıdır patlama ve yangın riski vardır.

Lithium Ion piller ömür açısından pek kullanışlı değildirler diğer şarjlı piller gibi ilk şarjdan sonra değil bu pillerin ömürleri üretildikleri tarihden itibaren başlar. Kullansanızda kullanmasanızda üretimden sonra ömür kaybına uğrarlar.




Lityum polimer Piller:
Yeni teknolojik enerji kaynaklarındandır ancak lityum ion pillere oranla daha düşük enerji ve daha az şarj ve deşarj özelliği vardır, lityum polimer piller istenilen boyutlarda bulunması zor olan bir pil çeşididir genellikle büyük cihaz üreticilerin taleplerine göre özel şekilde üretilirler ancak son zamanlarda hobby pilleri olarakda tercih edilmektedirler. Lityum polimer piller son derece tehlikeli bir pil çeşididir kesinlikle dikkat edilmelidir yanıcı ve patlayıcı bir pildir suya atılsa dahi içerisindeki kimyasal yoğunlukdan dolayı yanmaya devam edecek bir pil çeşididir.Maliyet açısından lithium Ion pillerden daha pahalıdır.Bu sebebden dolayı günlük yaşantımızda pek tercih edilmezler ancak özel istek veya özel ürünler için tercih edilirler.




Üçüncü grup düğme pillerdir, bu pillerin hem şarjlı modelleri hemde şarj edilemeyen modelleri mevcuttur.kullanım alanları çok farklıdır, kol saatleri, çeşitli hafıza kartları…vb düşük kapasite gerektiren cihazlar için tercih edilirler..
Düğme piller : 1)Gümüş-oksit 2)Çinko-hava 3)Lityum 4)Alkalin

Paylaşımsız ve Paylaşımlı Ekran Kartı Nedir ?

Paylaşımlı ekran kartlı notebooklarda, ekran kartı Chipsetinin rami sistemin rami tarafından desteklenir. Sistemin raminden kullanılarak çalışan notebook performans olarak zayıf, pil ömrü olarak yüksektir. Bu tip notebooklar daha çok uzun süre noteboğunu şarj edemeyen, çok fazla yolculuk yapan ve performans ihtiyacı olmayan kişiler için tavsiye edilebilir. 3 Boyutlu grafik tasarımı ve oyun konusunda sınıfı geçemezler ama hiç oyun oynatamazlar yada çizim yapamzlar anlamına gelmez. 

Paylaşımsız ekran kartlı notebooklar ise sistemin ramini kullanmadan kendi üzerlerinde barındırdıkları ramleri kullanırlar. Ram den daha önemlisi bu ekran kartlarının chipsetleri diğerlerine nazaran çok güçlüdür. Bu da onların daha fazla enerji tüketeceği anlamına gelir. Doğal olarak pil ömürleri kısa ama performanslı notebooklar, paylaşımsız ekran kartlı notebooklardır. 3 Boyutlu grafik tasarımı yapabilen programları ve oyunları chipsetlerinin modeline göre paylaşımlı ekran kartlı notebooklara göre daha rahat çalıştırırlar.Kaynak

17 Ocak 2015 Cumartesi

Dava Nasıl Açılır

Dava Açmak Ne DemektirDava açmak bir kişi veya kuruluş aleyhinde mahkeme önünde bir hak talebinde bulunmak demektir. Haksızlığa uğradığınızda, hakkınızı alamadığınızda mahkemeler araya girecek “Türk Milleti adına” yargılama yaptıktan sonra hakkınızı size teslim edecektir.

Dava Nasıl Açılır?Dava mahkemeye vereceğiniz bir dilekçe ile açılır. Bu dilekçede olması gerekenler aşağıda belirtilmiştir. Dava dilekçesi, dava harca tabi ise harç ve gider avansının, harca tabi değil ise sadece gider avansının tahsil edilmesinden sonra ilgili mahkemeye kayıt olur ve bu tarihte davanız açılmış olur.

Dava Açmak Bu Kadar Basit mi?Evet, dava açmak “yetkili mahkemeye” dava dilekçenizi dava harcı ve gider avansı ile birlikte teslim etmekten ibarettir. Bu tarif kolay görünse de dava açmak önemli yasal sonuçları olan ve mali yük getirmesi ihtimali bulunan ciddi bir iştir.
Unutmayınız ki; davayı açmak işlemi basit olsa da işin kendisi son derece ciddidir ve bazen uzun süre alır. Bu hususu mutlaka göz önünde bulundurmalı ve yaptığınız işin göründüğü kadar basit olmadığını, sonuçlarının çok ciddi olabileceğini bilmelisiniz.

Davalar Uzun Sürer mi?Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2010 yılında bir hukuk davasının karara bağlanması Türkiye genelinde ortalama 209 gün almıştır. Bu süre mahkemelere göre değişiklik göstermektedir.
Örneğin 2010 yılında bir dava ortalama olarak;
Fikri Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde 544 günde,
Asliye Ticaret Mahkemesinde 455 günde,
İş Mahkemesinde 446 günde,
Aile Mahkemesinde 165 günde,
Sulh Hukuk Mahkemesinde 109 günde karara bağlanmıştır.
 
Dava Açmasam Daha mı İyi?
Haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz durumlarda mahkemelere başvurup hakkınızın size iade edilmesini talep etmek anayasal hakkınızdır. Bu hakkınızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Ancak bu hakkınızı kullanırken konuyu etraflıca değerlendirmeniz gerekir. Davayı kazanma ihtimalinizi, kaybettiğiniz takdirde davanın size kaç liraya ve ne kadar zamana mal olacağını önceden hesaplamanız lehinize olacaktır.
Dava Açarken Para Yatıracak mıyım?
Dava açarken, davacı olarak belli bir miktar yargılama harcı ile davada yapılacak masrafların oluşturduğu ve her yıl Adalet Bakanlığı’nca yayınlanan listede gösterilen miktar kadar gider avansını mahkemeye yatırmanız gerekir. Davayı kazanmanız halinde bu giderleri ve harç parasını karşı taraftan geri alabilirsiniz.
Davamı Nerede Açmalıyım?
Davalar yetkili ve görevli mahkemelerde açılmalıdır. Hangi tür mahkemenin görevli olduğunu tespit ettikten sonra, hangi yer mahkemesinin yetkili olduğunu da belirlemeniz gerekir. Bu sorunun kısa bir cevabı olmadığı ve hatalı mahkemeye başvurmak zaman, para ve hak kayıplarına yol açabileceği için davanızı açmadan önce bu konuda bir hukukçudan profesyonel yardım almanız faydalı olabilir.
Dava Açmadan Önce Neleri Bilmem Gerekir?
Bir avukat yardımından faydalanmayacak iseniz aşağıdaki soruları kendi kedinize sorunuz;
a) Dava açmak için yeterli bilgiye sahip olduğunuza emin misiniz?
b) Davanızı takip etmek konusunda kararlı mısınız? Dava açtıktan sonra takip etmeyi ihmal etmeniz, davanızın reddedilmesine veya açılmamış sayılmasına neden olabilir.
c) Davanızın olumsuz sonuçlanması halinde ne gibi sonuçlar doğuracağını değerlendirdiniz mi? Bir avukatınız varsa sizi bu konularda tam olarak bilgilendirmesini talep ediniz;
    a) Davanızın size maliyeti ne olacaktır? (Dava harcı, masraflar ve avukatlık ücreti vs.)
    b) Davayı kaybetmeniz halinde katlanacağınız ek maliyet ne olacaktır? (Tamamlanacak dava harcı, karşı tarafa ödenecek avukatlık ücreti, mahkeme masrafları vs.)
    c) Uğradığınız haksızlığın giderilmesi için başvurulabilecek başka hukuki yöntemler var mı?
Dava Dilekçeniz Nasıl Olmalı?
Dilekçeniz davada en önemli aracınızdır. Dilekçenizde dava açmanıza neden olan şeyi özlü biçimde anlatmanız gerekir. Gereğinden uzun yazmak, gereksiz ayrıntılara boğmak, davayla ilgisiz konuları, kişileri ve olayları anlatmak davanıza zarar verebilir. Aynı şekilde gereğinden kısa yazılmış, önemli hukuki noktaları atlanmış bir dilekçe de davanıza zarar verebilir. Bu nedenle dilekçenizin özenle hazırlanması gerekir. Dilekçenizi maddeler halinde yazmak, varsa ekler ve delilleri bir liste halinde yazmak ve arkasına ekler ve delilleri sıra numarası ile koymak, yararlı olacaktır.
Dava Dilekçesinde Bulunması Gerekenler Nelerdir?
1. Dava açacağınız Mahkemenin adı
2. Adınız soyadınız, TC kimlik numaranız, açık adresiniz
3. Karşı tarafın (Davalının); adı soyadı (kurum ise unvanı), TC Kimlik numarası, adresi
4. Mümkün olduğunca açık ve öz şekilde aşağıdaki hususları dilekçenizde belirtiniz
   a. Davanızın konusu, mal varlığına ilişkin davalarda dava konusunun değeri
   b. Davayı açma nedeniniz
   c. Talebiniz (dava sonucu elde etmek istediğiniz sonuç)
   d. Yasal dayanaklarınız e. Delilleriniz
     i. Dilekçeniz arkasına delil listesi ekleyerek tüm delillerinizi sıra ile yazınız
    ii. Elinizde olan delilleri dilekçeniz ekinde sıra numarası vererek sununuz
    iii. Elinizde olmayan delillerin nereden temin edileceğini açık şekilde yazınız
  f. Davaya konu olayın (şeyin) gerçekleştiği tarih ve sizin öğrendiğiniz tarih
  g. Varsa dava konusu ile ilgili içtihatlar (önceki kesinleşmiş mahkeme kararlarından örnekler)
Avukat Tutmak Zorunlu mudur?
Hayır, avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak bir avukatın size çok yardımı olacağını unutmayınız. Hukuk ve usul konusunda bilgi sahibi olduğunuza kesin olarak emin değilseniz bir avukatın yardımına başvurunuz. Mali durumunuz avukat tutmaya uygun değilse bulunduğunuz il barosuna başvurarak size “Adli Yardım” kapsamında avukat atanmasını talep etme hakkına sahip olduğunuzu unutmayınız. Bu konuda lütfen “Adli Yardım” broşürüne bakınız.
Dava Açmak Masraflı mıdır?
Evet, dava açmak masraflı olabilir. Ülkemizde yargı masrafları Avrupa ülkelerindeki örneklere göre düşüktür. Yine de davanın türüne ve süresine göre masrafların ciddi boyuta gelmesi söz konusu olabilir. Bu konuda hazırlık yapmanız ve muhtemel masrafları önceden öğrenmeniz gerekir. Dava süreci boyunca masraflar kural olarak dava açan kişiden alınır. Masrafı yatırmadığınız takdirde mahkeme ilgili işlemden vazgeçtiğinizi varsayar, bu durum davanıza zarar verebilir.
Masrafları Geri Alabilir miyim?
Davayı kazandığınız zaman Mahkeme masrafların karşı taraftan alınarak size ödenmesini emreder. Ancak size ödenecek masrafların sadece yargılama masrafları olduğunu unutmayınız. Davaya hazırlık için yaptığınız masraflar, ulaşım giderleri, avukatınıza ödediğiniz vekâlet ücreti gibi bazı masraflar size geri ödenmeyecektir.
Dava Bittiğinde Hakkımı Doğrudan Alabilir miyim?
Kural olarak mahkeme kararlarına dayanarak icra takibi başlatabilmek için kararların kesinleşmiş olması gerekmez. Ancak kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez.
İdari yargı mercilerinin kararları kesinleşmese dahi idari makamlarca 30 gün içerisinde yerine getirilmelidir.
Mahkeme Kararı Kesinleşti. Şimdi Ne Olacak?
Mahkemeyi kaybeden taraf kendiliğinden mahkemenin emrettiği kararı yerine getirebilir ve size mahkeme masraflarını da ödeyebilir. Bunu yapmadığı takdirde icra dairesine başvurup kararın icra kanalıyla yerine getirilmesini sağlamanız gerekir. İcra süreci hakkında bilgi için lütfen “icra” başlıklı broşüre bakınız.
Karşı Taraf Bulunamazsa Ne Olur?
Savunma hakkı anayasal bir haktır. Mahkeme hiç kimse hakkında kendiliğinden karar vermez. Bir davetiye göndererek hakkında dava açıldığını bildirir, dava hakkında diyeceklerini sorar, kararını verirken onun savunmasını da göz önünde bulundurur. Ancak kişilerin ortadan kaybolarak, davalardan kurtulmaları da başkalarının hakkını ihlal edecektir. Bu nedenle, bu hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla resmi kayıtlarda bulunan adrese tebligat ve ilan yoluyla tebligat imkânı da tanınmıştır.
Benim Eski Adresime Tebligat Yapılırsa Ne Olur?
Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan yargı merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
Dava Açarken Kimden Yardım Alabilirim?
Dava açmak için bir avukatın yardımına başvurmak en doğrusudur. Bu alanda yeterli bilgiye sahip olduğunuza inanıyorsanız kendiniz de dava açabilirsiniz. Hukukçu olmayan kişilerin yardımıyla hareket etmeniz aleyhinize çok ciddi sonuçlar doğurabileceğinden bu kişilerin yardımına başvurmayınız. Arzuhalci olarak tabir edilen kişilerin yönlendirmesi ile hareket etmenin hak kayıplarına neden olabileceğini unutmayın.
Dava Açacağım Mahkeme Bana Yardımcı Olur mu?
Hayır. Mahkemeler danışmanlık yapmazlar. Mahkeme hâkimi de, mahkemede görevli diğer kişiler de size açacağınız dava konusunda yardımcı olamaz, yol gösteremez.
Davamı Açtım, Mahkeme Bana Yardımcı Olur mu?
Hukuki olmayan işlerde mahkeme çalışanları size yardımcı olacaklardır. Ancak hukuki konularda onlardan size danışmanlık yapmalarını beklememelisiniz. Örneğin; bir dilekçe teslim ederken yanında posta pulu vermeniz gerekip gerekmediğini mahkeme çalışanları size bildireceklerdir. Ancak dilekçenizin içeriği hakkında yorum yapamazlar, nasıl yazmanız gerektiğini size söylemezler.
Hâkimle Görüşsem Faydası Olur mu?
Devam eden dosyanız hakkında hâkimle görüşmeniz doğru değildir. Hâkimlerin dosya üzerinde görüş açıklamaları, kararlarını önceden taraflardan birine söylemeleri mümkün değildir. Bu konuda ısrarcı davranmanız aleyhinize ciddi sonuçlar doğurabilir.
İnternet Güvenilir Bir Kaynak mıdır?
Hayır, internet her zaman güvenilir bir kaynak değildir. Ancak güvenilir olduğuna emin olduğunuz bazı siteler size yararlı olacaktır. Adalet Bakanlığına, Yargı Kurumlarına, Barolara ait sitelerden veya güvenilir olduğuna kesinlikle emin olduğunuz özel kişilere ait sitelerden yararlanabilirsiniz. Forumlar, güvenilir olduğuna emin olmadığınız siteler, kaynağı belirsiz yazılar, zincir e-postalar gibi kaynaklara güvenerek hareket etmeniz çok ağır sonuçlar doğurabilir. İnternet yoluyla elde ettiğiniz bilgileri mutlaka güvenilir kaynaklardan doğrulayarak kullanmanız gerekir.
İnterneti Dava Dilekçem İçin Kaynak Olarak Kullanabilir miyim?
Kişilerin çok farklı amaçlarla koyduğu gerçek olmayan yazılar, tahrif edilmiş mahkeme kararları, başı veya sonu kesilerek alıntı yapıldığı için anlamı değişmiş makaleler gibi pek çok yazı internette dolaşmaktadır. Özensiz hazırlanan web siteleri bu yazıları kaynak göstermeksizin tekrar tekrar kullanarak yayılmasına neden olmakta, hukukçu olmayan kişiler forumlar vasıtasıyla bu sakıncalı yazıları ve tahrif edilmiş mahkeme kararlarını elden ele dolaştırmaktadır. Bu bilgileri dilekçenizde kullanmayınız, dilekçenize ek olarak koymayınız.
Bu Sakıncadan Kendimi Nasıl Koruyabilirim?
Öncelikle güvenilir olduğundan kesinlikle emin olmadığınız tüm kaynaklardan uzak durunuz. Ayrıca dilekçenizde yer alan ve sizin yazmadığınız her şey için kullandığınız kaynağı mutlaka belirtiniz. Bunun en kolay yolu parantez işareti ( ) kullanmaktır. Örnekler:
• Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa, madde 9)
• Kat mülkiyetine ilişkin bu konuda mahkeme kararları istikrar kazanmıştır. (Ahmet İyibilen, Kat Mülkiyeti Hukuku, sayfa 85)
• Dilekçemizde izah ettiğimiz gibi Yargıtay 19. Hukuk Dairesi de 2006/6070 E. sayılı kararında vekâletle ipotek tesisi için vekâletnamede açık yetki bulunması gerektiğini belirtmiştir. (Örneği dilekçe ekinde sunulan karar UYAP Mevzuat programından alınmıştır.)
Yukarıda verilen örneklerde olduğu gibi kaynağınızı açıkça göstermeniz mahkemenin yazdığınız konunun doğruluğunu rahatça araştırmasını sağlar. Daha önemlisi bir yanlışlık söz konusu ise sorumlusunun siz olmadığını gösterir.
Mahkeme Kararlarından Örnekler Koymak Gerekli midir?
Dava açmadan önce aynı konuda verilmiş mahkeme kararlarına bakmanız ve dilekçenizi hazırlarken bu kararlardan faydalanmanız yararlı olacaktır. Ancak dilekçe ekinde mahkemeye sunmanız bir zorunluluk değildir. Dayandığınız kararların kesinleşmiş kararlar olması ve tahrif edilmiş kararlardan sakınabilmeniz için mutlaka güvenilir bir kaynaktan alınmış olması gerekir.

15 Ocak 2015 Perşembe

YGS ve LYS|Nedir,Girilebilecek Bölümler,Hangi Sınavi Tercih Etmeliyim,Nezaman

2015 ÖSYS Kılavuzu

Sınav Tarihleri 


SINAVIN ADI
SINAVIN TARİHİ
2015 YGS15.03.2015
2015 LYS 114.06.2015
2015 LYS 220.06.2015
2015 LYS 321.06.2015
2015 LYS 413.06.2015
2015 LYS 514.06.2015
Başvuru tarihi :
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) Başvuru Tarihleri 5-19 Ocak 2015
Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) Başvuru Tarihleri 8-21 Nisan 2015

Sınav Türleri6 farklı puan türü eski sistemde Sözel, Sayısal ve Eşit Ağırlık puanlarına karşılık gelmektedirler.
YGS 1,2 : Sayısal puanla öğrenci alan bölümler içindir.
YGS 3,4: Sözel puanla öğrenci alan bölümler içindir.
YGS 5,6: TM puanıyla öğrenci alan bölümler içindir.

YGS Puan Türü Dağılımı

YGS sonucunda adayların 6 tür YGS puanları hesaplanacak.

YGS-1’de; 
Türkçe’nin ağırlıgı yüzde 20, 
Temel Matematik’in ağırlıgı yüzde 40,
Sosyal’in ağırlıgı yüzde 10, 
Fen’in ağırlıgı yüzde 30;

YGS-2’de;Türkçe’nin ağırlıgı yüzde 20, 
Temel Matematik’in ağırlıgı yüzde 30, 
Sosyal’in ağırlıgı yüzde 10, 
Fen’in ağırlıgı yüzde 40; 

YGS-3’de; 
Türkçe’nin ağırlıgı yüzde 40, 
Temel Matematik’in ağırlıgı yüzde 20, 
Sosyal’in ağırlıgı yüzde 30, 
Fen’in ağırlıgı yüzde 10; 

YGS-4’te;
Türkçe’nin ağırlıgı yüzde 30, 
Temel Matematik’in ağırlıgı yüzde 20, 
Sosyal’in ağırlıgı yüzde 40, 
Fen’in ağırlıgı yüzde 10, 

YGS-5’de;Türkçe’nin ağırlıgı yüzde 37, 
Temel Matematik’in ağırlıgı yüzde 33, 
Sosyal’in ağırlıgı yüzde 20, 
Fen’in ağırlıgı yüzde 10, 

YGS-6’da;

Türkçe’nin ağırlıgı yüzde 33, 
Temel Matematik’in ağırlıgı yüzde 37, 
Sosyal’in ağırlıgı yüzde 10, 
Fen’in ağırlıgı yüzde 20 olarak belirlendi.






Sıkça Sorulan Sorular


1. YGS nedir?
 YGS yüksek öğretime geçiş sınavıdır. Üniversiteye geçişte ikinci aşama sınavı LYS ‘ye girmeye barajı aşarak hak kazandırır ve LYS puanının %40’ını oluşturur. YGS ile girilebilecek 4 yıllık ve 2 yıllık bölümler vardır.     
2.YGS puanı ile hangi bölümler tercih edilebilecektir?
 Şu an elinizdeki YGS sonuç belgesi ile tercih yapılmayacaktır. Çünkü sınav süreci LYS’den sonra tam anlamıyla tamamlanmış olacaktır. Üniversite tercihleri Temmuz ayının 2. haftasından sonra yapılacaktır.

3. YGS puanlarına AOBP (Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı) eklenmiş midir?
 YGS sonuçlarında verilen puanlar, yalnızca sınavdaki başarınız baz alınarak verilmiş ham puanlardır. YGS, eğitim öğretimin halen devam ettiği bir dönemde uygulandığı için, şu anda 12. sınıfta okuyan adayların diploma puanları ÖSYM’ye bildirilmiş değildir. Eğitim öğretim dönemi bittiğinde her okul mezun olan adayların diploma puanını ÖSYM’ye bildirecektir. Dolayısıyla şu anda YGS’de bildirilen puanlar ham puanlardır. 

4. Diploma puanları okullar kapandıktan sonra gönderileceği için YGS puanları yeniden mi hesaplanacaktır?
 Okulların gönderdiği diploma puanları AOBP’ye dönüştürülecek ve her adayın YGS puanına eklenecektir. Böylece YGS puanları da yeniden hesaplanmış olacaktır. 

5. Mezun durumda olan ve geçmiş senelerde AOBP’leri belirlenmiş olan adaylar için ne yapılacaktır?
 Yeni sınav sisteminde AOBP’nin çarpılacağı katsayılar değişmiştir. Bu nedenle geçmiş senelerde AOBP’si belli olan adayların puanları yeniden hesaplanacaktır.  

6. Meslek liselerinde okuyan ve yalnızca YGS’ye girecek adaylar için durum ne olacaktır?
 Meslek liseli adaylar için de durum yukarıda anlatıldığı gibi olacaktır. Bu adaylar LYS’ ye girmeyecek olsa bile Temmuz ayını bekleyecekler ve AOBP’leri eklenmiş sınav sonuçları ile tercih yapacaklardır.




7. Sayısal alan çıkışlı bir aday, YGS 1 ve YGS 2 den barajı geçememiş ancak; YGS 3, 4 ve YGS 5, 6’dan barajı geçmiştir. Bu aday LYS’ ye girebilecek midir? Girecekse hangi LYS’lere girecektir?
 Aday, hangi puan türünden 180 baraj puanını geçmiş olursa olsun, istediği LYS’ ye girme hakkına sahip olur. Kendi alanından barajı geçememiş bir aday, “LYS’ de kendi alanındaki testlere giremez” gibi bir dedikodu, sınav sonuçları açıklandığı andan itibaren kamuoyuna yayılmıştır. Oysa sınav sistemi, adayın kendi alanındaki başarısını değil YGS testlerindeki başarısını LYS’ ye eklemektedir. Aday, hangi YGS puanından 180 geçerse geçsin istediği LYS’ ye girebilecektir.

8. YGS’den alınan puanların %40’ı LYS’ ye nasıl eklenecektir?
 YGS’den alınan puanın %40’ı doğrudan LYS’ ye eklenmeyecektir. Örneğin; YGS 1’den 400 puan alan bir aday olsun. Bu adayın YGS puanının %40’ı 160 yapar. Ancak bu hesaplama yanlıştır. Doğru hesaplama şu şekilde yapılacaktır: 400 puan alan bu adayın her test düzeyindeki başarısı ayrı ayrı hesaplanacak ve LYS puanlarına eklenecektir. Örneğin MF 1 puanının hesabı için YGS’de yaptığı Türkçe netlerinden kaç puan elde ettiği hesaplanacak ve ortaya çıkan sayının %11’i eklenecektir. LYS testlerinde bulunan puan türlerinin tamamı bu şekilde hesaplanacaktır. LYS’ deki her puan türü için YGS testlerinin katkısı farklıdır. 

9. YGS sonuçlarındaki başarı sırası ve puanlar, sınav başarısı ile ilgili ne kadar fikir verir?
 Aday yalnızca YGS puan türleri ile tercih yapmayı planlıyorsa elindeki sonuçlar ortalama bir değerlendirme yapmasına izin verecektir. Çünkü adayın puanına okul diploma puanı henüz eklenmemiştir. Yapılabilecek olan yalnızca şu olacaktır: Aday, YGS puanının üzerine tahminen bir AOBP eklemesi yapacak ve başarı sırasını da bu oranda yükseltecektir. Ancak yine de AOBP eklemesinden sonra doğru bir başarı sırası tahmini yapmak zor olacaktır.
YGS puanları ile tercih yapacak adayların bilmesi gereken bir diğer noktada 2010 yılı üniversite kontenjanlarıdır. YGS puanları ile öğrenci alacak programların kontenjanı henüz bilinmemektedir. Bu nedenle yapılacak tahminler güvenilir olmayacaktır. 
Aday LYS’den alacağı puanlarla tercih yapmayı planlıyorsa YGS puanları derinlikli bir fikir vermeyecektir. Çünkü LYS’ ye girecek aday sayısı, LYS test türlerinin hepsine ya da bir kısmına girecek aday sayısı ve bu adayların LYS başarısı gibi çok önemli ayrıntılar henüz netleşmemiştir.




10. YGS puanları adaylar tarafından nasıl yorumlanmalıdır?
140 altı
Bu adaylar, eğer Sınavsız Geçiş hakları yoksa hiçbir şekilde tercih yapamayacaklardır. Sınav süreci bu adaylar için tamamlanmıştır.
140–179 arası
Puanlarınızdan biri bu dilimde ise;
  • AÖF’de bulunan kontenjansız 2 ve 4 yıllık tüm programları tercih edebilirsiniz.
  • Önlisans programlarını tercih edebilirsiniz.
  • Meslek lisesi çıkışlıysanız, kendi alanınızın dışında kalan önlisans programlarını tercih edebilirsiniz.
  • Özel yetenekle öğrenci alan programların bazılarına başvurabilirsiniz. (Eğitim programları 180 puan istemektedir)
180-…
Puanlarınızdan biri bu dilimde ise;
  • LYS’lerden istediğinize başvurabilirsiniz.
  • YGS puanı ile öğrenci alan 4 yıllık bölümleri tercih edebilirsiniz.

11. YGS başarı sırası nasıl yorumlanmalıdır?
 YGS puanları ile birlikte verilen başarı sırası, yukarıda da sıklıkla belirttiğimiz gibi kendi başına bir fikir vermeyecektir. Aday, YGS’de 350.112’inci olmuş olabilir ancak bu sıralama olduğu gibi LYS sonuçlarına aktarılacak değildir. LYS sonuçları sınav başarınızın %60’ını belirleyecek önemde bir sınavdır. Bu nedenle yalnızca YGS sonuçlarına bakarak bir genel sıralama tahmininde bulunmak zor olacaktır.

12. YGS puan türleri neyi ifade eder?
 YGS–1, YGS–2, YGS–3, YGS–4, YGS–5, YGS–6, şeklinde 6 farklı türde puan hesaplanır. YGS–1 ve YGS–2 sayısal puan türü, YGS–3 ve YGS–4 sözel puan türü, YGS–5 ve YGS–6 ise eşit ağırlık puan türüdür.

13. YGS’de tüm soruları yapmak zorunda mıyım?
 YGS sınavı 160 sorudan oluşmaktadır. Soru dağılımları; 40 Türkçe, 40 sosyal, 40 matematik, 40 fen dir. Sorular tüm orta öğretimde ortak olan 9. sınıf ve öncesi bilgileri kapsayan sorulardır. Öğrenci tüm alanlardan sorumludur. Ancak hedefine göre soruların puanlara katkısını değerlendirip alanlar arasında önem derecesine göre karar verebilir.

14. LYS nedir?
 LYS lisans yerleştirme sınavıdır. YGS’de barajı geçen tüm öğrenciler katılmaya hak kazanır.

15.LYS’lerden hangisine girmeliyim?
 YGS’de barajı geçen her öğrenci istediği LYS sınavına katılabilir.     LYS–1, LYS–2, LYS–3, LYS–4, LYS–5 olmak üzere 5 farklı sınav vardır. LYS–1; Matematik ve Geometri sınavıdır, eşit ağırlık ve sayısal bölüm öğrencileri mutlaka katılmalıdır.
LYS–2; Fizik, Kimya, Biyoloji sınavıdır. Sayısal bölüm öğrencileri mutlaka katılmalıdır.
LYS–3; Türkçe, Coğrafya sınavıdır. Eşit ağırlık ve sözel alan öğrencileri mutlaka katılmalıdır.
LYS–4; Tarih, Coğrafya ve Felsefe grubu sınavıdır. Sözel bölüm öğrencileri mutlaka katılmalıdır.

16. LYS’de hesaplanan puan türleri neyi ifade eder?
 MF–1, MF–2, MF–3, MF–4 sayısal bölüm öğrencileri için gelecek puan türleridir. Her puan türünden farklı alanlar tercih edilmektedir. (tb.1)    TM–1, TM–2, TM–3 eşit ağırlık bölümü öğrencileri için hazırlanmış puan türleridir. (tb.2) TS–1, TS–2 sözel bölüm öğrencileri için hazırlanmış puan türleridir.(tb.3) DİL–1, DİL–2, DİL–3 yabancı dil bölümü öğrenciler için hazırlanmış puan türleridir.

PUAN TÜRÜ
AĞIRLIKLI KONUSU
SEÇİLEBİLECEK PROGRAMLAR
MF-1
Matematik Ağırlık. Prog.
Aktüerya Bil. Matematik, İstatistik. inans Mat, Mat. Öğrt. Uygulamalı Mat. Bilgisayar Bilimleri.
MF–2
Fen ağırlıklı Prog.
Fizik, Kimya, Biyoloji, Fizik Öğret. Biyoloji Öğret.
MF–3
Sağlık Bilimleri Prog.
Tıp, Eczacılık, Diş Hek.  Hemşirelik, Veteriner, Biyokimya, Fizyoterapi. Genetik ve Biyomühendislik,
MF–4
Mühendislik, Teknik Prog.
İnşaat Müh., Makine Müh., Bilgisayar Müh., Çevre Müh., Endüstri Müh., Mimarlık, Gıda Müh.,





PUAN TÜRÜ
AĞIRLIKLI KONUSU
SEÇİLEBİLECEK PROGRAMLAR
TM–1
Matematik ağırlıklı

İktisat, İşletme, Ekonometri, Deniz İşlet. Yön. İşletme, Ulus. Ve Lojistik, Bankacılık ve Finansman, Sağlık Yönetimi, İç Mim. ve Çevre Tasarımı.
TM–2
Matematik ile Türkçe
Hukuk, Kamu Yön., Ulus.İlişkiler, Sınıf Öğretmenliği.
TM–3
Türkçe-Edebiyat

Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, Rehberlik ve Psk. Danışmanlık. Sosyal Hizmet.  Arkeoloji, Antropoloji.


PUAN TÜRÜ
AĞIRLIKLI KONUSU
SEÇİLEBİLECEK PROGRAMLAR
TS-1
Sosyal Programlar

Halkla İliş., Gazetecilik, Radyo -TV-Sinema, Coğrafya, Sosyal Bil.Öğr. Basın ve Yayın, Görsel İletişim, Tasarımı, Reklâmcılık ve Halkla İlişkiler
TS-2
Dil ve Tarih ağırlıklı Prog.

Sanat Tarihi, Türk Dili ve Ed., Tarih, Türkçe Öğr., Hititoloji

  
PUAN TÜRÜ
AĞIRLIKLI KONUSU
SEÇİLEBİLECEK PROGRAMLAR
DİL–1
İngilizce, Almanca ve Fransızca Yabancı Dil Programları
İngiliz Dili ve Edebiyatı,  Almanca Öğr., Fransız Dili ve Edebiyatı, Karşılaştırmalı Edebiyat(Alm, Fra, İng), Mütercim-Terc. (Alm, Fra, İng)
DİL–2
Batı Dilleri
Eski Yunan Dili ve Edebiyatı, İtalyan Dili ve Ed., Arnavutça
DİL-3
Doğu Dilleri
Çin Dili ve Edebiyatı, Japonca Öğretmenliği, Urdu Dili ve Edebiyatı






YGS Puanlarıyla girilebilecek bölümler ,


YGS'de KAÇ PUAN HESAPLANACAK ? (kaynak)

Yeni sistemde hem YGS hem LYS puanları eskiden olduğu gibi 100-300 aralığında değil 100-500 aralığında puanlara dönüştürülecek.YGS sonucunda adayların 6 tür YGS puanlan hesaplanacak.YGS sonuçlarına göre üç farklı taban puanı belirlenecek:
Taban puan-1 : Önlisans programları ile Açıköğretim programlarını tercih etme barajı
Taban puan-2 : ikinci aşama sınavlarına katılma barajı.
Taban puan-3 : YGS puanlarıyla öğrenci alan lisans programlarını tercih etme barajı.

YGS PUAN TÜRLERİ ve TESTLERİN PUAN OLUŞUMUNDA YÜZDE AĞIRLIKLARI
YGS PUAN TÜRLERİ
TÜRKÇE %
TEMEL MATEMATİK %
SOSYAL BİLİMLER %
FEN BİLİMLERİ %
YGS-1
MAT - FEN - TÜRKÇE
20
40
10
30
YGS-2
FEN - MAT - TÜRKÇE
20
30
10
40
YGS-3
TÜRKÇE - SOSYAL - MAT
40
20
30
10
YGS-4
SOSYAL - TÜRKÇE - MAT
30
20
40
10
YGS-5
TÜRKÇE - MAT - SOSYAL
37
33
20
10
YGS-6
MAT - TÜRKÇE - FEN
33
37
10
20

Meslek Lisesi Öğrencilerinin kendi alanlarının devamı niteliğindeki lisans programlarına yerleştirmede; Hem YGS hem LYS puanlan dikkate alınacak hangi puan yüksekse o puan kullanılacaktır.

YGS-1 PUAN TÜRÜYLE ÖĞRENCİ ALAN BÖLÜMLER VE TABAN PUANLARI 

BÖLÜM
PUAN TÜRÜ
YGS-1
YGS-1
YGS-1
BİLİŞİM SİSTEMLERİ ve TEKNOLOJİLERİ (Yüksekokul)
YGS-1
DENİZ ULAŞTIRMA İŞLETME MÜHENDİSLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-1
GÜVERTE (Yüksekokul)
YGS-1
HAVACILIK ELEKTRİK ve ELEKTRONİĞİ (Yüksekokul)
YGS-1
YGS-1
YGS-1
UÇAK GÖVDE - MOTOR BAKIM (Yüksekokul)
YGS-1

 YGS-2 PUAN TÜRÜYLE ÖĞRENCİ ALAN BÖLÜMLER VE TABAN PUANLARI  
BÖLÜM
PUAN TÜRÜ
ACİL YARDIM ve AFET YÖNETİMİ (Yüksekokul)
YGS-2
BALIKÇILIK TEKNOLOJİSİ (Yüksekokul)
YGS-2
YGS-2
EBELİK (Yüksekokul)
YGS-2
YGS-2
GIDA TEKNOLOJİSİ (Yüksekokul)
YGS-2
YGS-2
KİMYA ÖĞRETMENLİĞİ
YGS-2
TÜTÜN EKSPERLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-2
 YGS-3 PUAN TÜRÜYLE ÖĞRENCİ ALAN BÖLÜMLER VE TABAN PUANLARI  
BÖLÜM
PUAN TÜRÜ
REKREASYON YÖNETİMİ (M.T.O.K.)
YGS-3
YGS-4 PUAN TÜRÜYLE ÖĞRENCİ ALAN BÖLÜMLER VE TABAN PUANLARI  
BÖLÜM
PUAN TÜRÜ
DÜNYA DİNLERİ
YGS-4
YGS-4
YGS-4
GÖRME ENGELLİLER ÖĞRETMENLİĞİ
YGS-4
HALKLA İLİŞKİLER ve REKLAMCILIK (Yüksekokul)
YGS-4
İLAHİYAT
YGS-4
İLKÖĞRETİM DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİL.ÖĞRT.
YGS-4
İSLAM ve DİN BİLİMLERİ
YGS-4
İSLAMİ İLİMLER
YGS-4
İŞİTME ENGELLİLER ÖĞRETMENLİĞİ
YGS-4
ÖZEL EĞİTİM ÖĞRETMENLİĞİ
YGS-4
YAYGIN DİN ÖĞRETİMİ ve UYGULAMALARI
YGS-4
YGS-4
 YGS-5 PUAN TÜRÜYLE ÖĞRENCİ ALAN BÖLÜMLER VE TABAN PUANLARI  
BÖLÜM
PUAN TÜRÜ
ÇOCUK GELİŞİMİ (Yüksekokul)
YGS-5
EL SANATLARI TASARIMI ve ÜRETİMİ (M.T.O.K.)
YGS-5
GRAFİK TASARIMI (M.T.O.K.)
YGS-5
MODA TASARIMI (Fakülte)
YGS-5
MODA TASARIMI (Yüksekokul)
YGS-5
MODA TASARIMI (M.T.O.K.)
YGS-5
YGS-5
REKREASYON
YGS-5
SEYAHAT İŞLETMECİLİĞİ ve TURİZM REHBERLİĞİ (Y.O.)
YGS-5
SOSYAL HİZMET (Yüksekokul)
YGS-5
SPOR YÖNETİCİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-5
SPOR YÖNETİMİ (Yüksekokul)
YGS-5
TAKI TASARIMI (Yüksekokul)
YGS-5
 YGS-6 PUAN TÜRÜYLE ÖĞRENCİ ALAN BÖLÜMLER VE TABAN PUANLARI  
BÖLÜM
PUAN TÜRÜ
BANKACILIK (Yüksekokul)
YGS-6
YGS-6
BANKACILIK ve FİNANSMAN (Yüksekokul)
YGS-6
BANKACILIK ve SİGORTACILIK (Yüksekokul)
YGS-6
DENİZCİLİK İŞLETMELERİ YÖNETİMİ (Yüksekokul)
YGS-6
GAYRİMENKUL ve VARLIK DEĞERLEME (Yüksekokul)
YGS-6
GÜMRÜK İŞLETME (Yüksekokul)
YGS-6
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (Yüksekokul)
YGS-6
İŞLETME BİLGİ YÖNETİMİ (Yüksekokul)
YGS-6
KONAKLAMA İŞLETMECİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-6
KONAKLAMA ve TURİZM İŞLETMECİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-6
MUHASEBE (Yüksekokul)
YGS-6
MUHASEBE BİLGİ SİSTEMLERİ (Yüksekokul)
YGS-6
MUHASEBE ve FİNANSAL YÖNETİM (Yüksekokul)
YGS-6
OTEL YÖNETİCİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-6
PAZARLAMA (Yüksekokul)
YGS-6
SAĞLIK KURUMLARI YÖNETİCİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-6
SAĞLIK YÖNETİMİ (Yüksekokul)
YGS-6
SERMAYE PİYASASI (Yüksekokul)
YGS-6
SERMAYE PİYASASI DENETİM ve DERECELENDİRME (Y.O.)
YGS-6
SEYAHAT İŞLETMECİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-6
SİGORTACILIK (Yüksekokul)
YGS-6
SİGORTACILIK ve RİSK YÖNETİMİ (Yüksekokul)
YGS-6
SİVİL HAVA ULAŞTIRMA İŞLETMECİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-6
TEKSTİL TASARIMI ve ÜRETİMİ  (M.T.O.K.)
YGS-6
TURİZM İŞLETMECİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-6
TURİZM İŞLETMECİLİĞİ (M.T.O.K.)
YGS-6
TURİZM İŞLETMECİLİĞİ ve OTELCİLİK (Yüksekokul)
YGS-6
TURİZM ve OTEL İŞLETMECİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-6
TURİZM ve OTELCİLİK (Yüksekokul)
YGS-6
ULAŞTIRMA ve LOJİSTİK (Yüksekokul)
YGS-6
ULUSLARARASI FİNANS (Yüksekokul)
YGS-6
ULUSLARARASI LOJİSTİK ve TAŞIMACILIK (Yüksekokul)
YGS-6
ULUSLARARASI TİCARET (Yüksekokul)
YGS-6
ULUSLARARASI TİCARET ve İŞLETMECİLİK (Yüksekokul)
YGS-6
ULUSLARARASI TİCARET ve LOJİSTİK (Yüksekokul)
YGS-6
ÜSTÜN ZEKALILAR ÖĞRETMENLİĞİ
YGS-6
YİYECEK - İÇECEK İŞLETMECİLİĞİ (Yüksekokul)
YGS-6
YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ (Yüksekokul)
YGS-6



#













Sıkça sorulan Sorular 2 ( Kaynak )


1.SORU   : YGS ne demektir?
YGS: Yükseköğretime Geçiş Sınavı demektir.
2.SORU   : YGS 6 sınavdan mı oluşmaktadır?
Hayır. YGS tek bir sınavdır. Fakat bu sınav sonucunda 6 farklı puan türü geldiği için bazı adaylar puanları sınav zannetmektedirler. Halbuki YGS1,2,3,4,5,6 puanları tek bir YGS sınavı sonucunda her adayın alacağı puanlardır.
3.SORU   : Peki neden tek bir sınav için 6 farklı puan türü belirlenmiş? Bir tane puan belirleselerdi olmaz mıydı?
Aslında 6 farklı puan türü eski sistemde Sözel, Sayısal ve Eşit Ağırlık puanlarına karşılık gelmektedirler.
YGS1,2 : Sayısal puanla öğrenci alan bölümler içindir.
YGS3,4: Sözel puanla öğrenci alan bölümler içindir.
YGS5,6: TM puanıyla öğrenci alan bölümler içindir.
4.SORU   : YGS sınavına en fazla kaç kez girebilirim? Eski mezunum YGS’ye girebilir miyim?
YGS sınavına girme sınırı yoktur. İsteyen istediği kadar girebilir. Mezuniyet yılı fark etmez tüm ortaöğretim mezunu adayların YGS sınavına girme hakkı her zaman vardır.
5.SORU   : YGS giriş şartları nelerdir?
Lise mezunu olmak gerekir. Hangi yılda mezun olduğunun hiçbir önemi yok. 20 yıl önce de mezun olsanız YGS sınavına girebilirsiniz.
6.SORU   : YGS sınavında kaç soru var? Süre ne kadar?
160 soru var. Süre 160 dakikadır.
Türkçe Testi: 40 soru
Matematik Testi: 40 soru
Sosyal Bilimler Testi: 40 soru
Fen Bilimleri Testi: 40 soru
7.SORU   : YGS baraj puanından bahsediliyor. Bu baraj puanı kaçtır, ne işe yarar?
YGS sonucunda 140 puan ve üzeri puan alan tüm adaylar şu haklara sahiptirler:
a)      Önlisans programlarını tercih edebilirler.
b)      Açıköğretim fakültelerini lisans ve önlisans olarak tercih edebilirler. İngilizce öğretmenlikleri hariç.
180 ve üzer puan alan adaylar şu haklara sahiptir:
a)      LYS sınavlarına girme hakkına sahiptirler.
b)      Tüm 4 yıllık bölümleri tercih etme hakkına sahiptirler.
8.SORU   : YGS’nin %40 oranında LYS puanlarına etkisi ne demektir?
YGS netlerinin LYS puanlarına etkisi vardır. Pek çok kişinin bildiğinin aksine YGS puanlarının LYS puanlarına hiçbir etkisi yoktur. Örneğin MF puanı hesaplanacak olan bir adayın hesaplaması şu şekilde yapılır: YGS de yaptığı her Türkçe neti için MF puanına belirli oranda puan gelir. YGS de yaptığı her matematik, fen ve sosyal netleri için de aynı durum söz konusudur. İşte bu tüm YGS netlerinden gelen puanlar toplamda MF puanının %40’ını oluşturur.
9.SORU   : YGS puanlarından hangisi 180 ve üzeri olursa LYS sınavlarına girme hakkımız olur?
Fark etmez. Herhangi bir YGS puanınızın 180 ve üzeri olması yeterlidir.
10.SORU    : YGS puanlarımız kaç yıl geçerlidir?
YGS puanları sadece girildiği yıl için geçerlidir. Örneğin 2013 YGS puanları hesaplanan bir aday bu puanlarla sadece 2013 tercih döneminde faydalanabilir. 2014 yılında şansını tekrar denemek isterse 2014 YGS sınavına girmek zorundadır.
11.SORU    : YGS sınav giriş belgem ne zaman gelecek? YGS Sonucumu nasıl öğreneceğim?
Artık tüm bilgileri size başvurunuz esnasında verilen şifrenizle ais.osym.gov.tr adresinden kendiniz öğrenebileceksiniz. Örneğin her aday YGS giriş belgesini ösym sitesine girerek kendisi çıkaracaktır. Renkli ya da siyah beyaz olması önemli değil. Sadece kağıdın arkası boş olsun. Bu ve buna benzer pek çok işlem artık internet üzerinden aday şifresiyle bireysel olarak yapılabilecektir. Örneğin tercihlerin verilmesi de şifreyle gerçekleşecektir. Yani aday ister okuldan isterse de kendi şifresiyle internetten kendisi tercihlerini verebilecektir.
Bu makale bilgilendirme amaçlıdır. Tüm bilgilerin resmi kaynaklarla karşılaştırılması gerekir.





Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) Başvuru Tarihleri 5-19 Ocak 2015
15,00 TL
(Bu ücrete %18 KDV dâhildir.) Sınavsız Geçiş Başvuru Ücreti
LYS 4 Sosyal Bilimler Tarihi, Saati ve Süresi 13 Haziran 2015 (Cumartesi), 10.00, 135 dakika
LYS 1 Matematik Tarihi, Saati ve Süresi 14 Haziran 2015 (Pazar), 10.00, 135 dakika
LYS 5 Yabancı Dil Tarihi, Saati ve Süresi 14 Haziran 2015 (Pazar), 14.30, 120 dakika
LYS 3 Edebiyat-Coğrafya Tarihi, Saati ve Süresi 21 Haziran 2015 (Pazar), 10.00, 120 dakika
LYS 2 Fen Bilimleri Tarihi, Saati ve Süresi 20 Haziran 2015 (Cumartesi), 10.00, 135 dakika
30,00 TL
(Bu ücrete %18 KDV dâhildir.)
Girmek istediğiniz LYS Sınav Ücretleri her bir LYS için
Farklı alanlarda puan türlerinin hesaplanabilmesi
için, adayların 2015-LYS’lerin tamamında
sınava girmeleri önerilmektedir.
Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) Başvuru Tarihleri 8-21 Nisan 2015
Başvuru Hizmeti Ücreti 3,00 TL
ÖSYM Sınav Koordinatörlüklerinden Şifre Edinme Ücreti 5,00 TL
ÖSYM Sınav Koordinatörlüklerinden Fotoğraf Güncelleme Ücreti 10,00 TL




§

Popular Posts

Translate